HABER AKIŞI

KISA GÜNÜN “KÂR”INDA NELER VAR?

 Tarih: 27-10-2016 18:20:00  -   Güncelleme: 17-01-2017 01:33:00
Tümay Mercan

Kâr, bir mal ve hizmet üretiminde elde edilen gelirin maliyetten yüksek olması. Bunun tersi olması durumunda zarar ortaya çıkıyor.

Mal ve hizmet üretimi açısından baktığımızda işletmelerin yaşayabilmesi için kâr olması gereken bir durum.

Fakat kâr her zaman para değil ki.  Çocukluğumdan bu yana duyduğum ve zaman zaman hala kullandığım bir ifade vardır. “Kısa günün kâr’ı” O gün için düşünmediğiniz, hesapta olmayan kazanımlar için kullanılan bir ifade. Bu bazen işinize yarayacak bir bilgi, bazen küçük bir hediye ama sonuçta işinize yarayan ve sizi mutlu eden bir şeydir. Beklemediğiniz bir anda bu bilginin gelmesi veya durumun oluşması sizi mutlu eder. Küçük piyangolar olarak düşünün.

Kısa gün kârlarını elde edebilmek için, iletişim içinde olmak, çevresini fark etmek, iyi olmak, iyi niyetli olmak gerekir.

Ticaret yapan kişiler doğal olarak günlük belirledikleri ciroya ulaşmayı kâr olarak görürler. Ama ya kısa gün kârları?

Gün içinde kâr’ımız olabilecek bilgileri öğrenmek, işimizi düşünmek, müşteriye odaklanmak, işimizi o gün en iyi şekilde yapmak, sektörümüzü araştırmak, yurt dışındaki örnekleri merak etmek, dükkân komşusuna yardımcı olmak da kâr değil midir?

Bu günün insanları olarak paraya o kadar odaklandık ki, kâr’ı sadece para olarak görüyoruz. Zaman zaman kurumsal olarak yaptığımız iyilik ve hayırseverlikleri kurumsal sosyal sorumluluk adı altında reklamını yaparak yine kâr’a dönüştürmeye çalışıyoruz. 

Paradan gelecek kâr dışında başka bir kâr’ı ve bereketi de önemsemiyoruz. Sonra da hep birlikte halimize ağlıyoruz.  Yeri geliyor, “insanlık öldü mü?” diyoruz. İnsanlığı galiba bizler öldürüyoruz. Günümüzü paraya odaklı geçirip, kâr’ı para olarak görerek.  

Nerede komşuya destek olmak, sıkıntısı varsa dinlemek, gidermek, nerede imeceler? “En iyi ben olmalıyım, en çok ben kazanmalıyım” Duygusu önde. En iyi olunuz elbette, çok da kazanınız. Ama başkasını kırarak, kişilere, sektöre hatta bulunduğunuz sokağa zarar vererek, komşunuzu kıskanarak, dedikodu yaparak değil. 

Aynı sokakta aynı işi yapan esnaf, belli bir mal grubunu üreten üretici, rakibiyle güçlenir, birbirine destek olarak gelişir. Aynı sokaktaki esnafı kötüleyerek, kıskanarak, engelleyerek değil. Dünya ile yarışmak gerek. İş birliği ile güçlenmek yerine, diş bileyerek kıskanmak Türk iş adamına yakışmaz.

Sözün özü, “kâr” anlayışını sorgulamak gerekir mi? Gününüz kâr’la mı zararla mı kapanır? Bu gününüz nasıldı?

  Bu yazı 3816 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı