HABER AKIŞI

Para ve itibar

 Tarih: 04-03-2017 17:24:43
Mehmet Zeki Sayın

Şöyle basit bir şekliyle baktığımız zaman hiç mesamesinde görebilirsiniz parayı. Bazılarını maden değeriyle ölçüp tartabilirsiniz ama bazılarını tartamayabilirsiniz de grama gelmeyen bir kâğıt parçası, olsa olsa özellikli bir kâğıt parçası diyebilirsiniz. Ama kazın ayağı öyle değildir işte! Üzerlerinde belirtilen itibarı değeri, para sahibinin (hangi devletinse) durumuna göre de değişebilir.

Çoğu ülke parasını bir karşılıkla basar (Dünya üzerinde kabul edilen bir maden, mesela altın gibi), ama bazıları da karşılıksız olarak basar ki o devletler bundan menfi olarak etkilenir alım satımda zarara uğrayabilir. Bazıları ise hiç etkilenmez, değerini düşürmezler (mesela ABD gibi). Adeta o parayı elde edebilmek için koşuştururlar.

Esasında para bir değişim aracıdır. İnsanlığın ilk yıllarında malı malla değiştirirken (herkesin her şeyi yapma imkânı yok), daha pratik olması, kolaylık sağlaması açısından para denen şey oluşturulmuştur. Ülke itibarına göre de (ekonomik, siyasi, askeri açıdan) öne geçenler olmuştur. (ABD Doları, Euro gibi).

Para miktarı (özellikle itibarlı yani her ülkede geçen, buna konvertibl para da deniyor) ülkelerde aynı miktarda değildir.

Küreselleşmiş bir dünyada teknolojinin çok ilerlemesi ülke sınırlarının bir birlerine açık olması sağlanmış, kapalı ekonomi içinde yaşamayı azaltmıştır. Böyle olunca da fazlaca değişimi sağlayan paranın ülke ekonomisi içinde artması kuvvetlenmesi arzu edilmiştir.

Karşılıksız para basma paranın güçlenmesini önleyeceğine göre (bazıları hariç) o zamanda gerekli üretimi ve imalatı yapıp sınır ötesi ülkelerle alış verişi canlandırmak ve arttırmaktır. Yeteri kadar satacak mal üretilemiyorsa artırmak için makineleşmek, o teknolojiyi bulmak, ondan faydalanmak gerekecektir. O teknolojiye kendin malik olamıyorsan başka ülkeden alacaksın, alacak kadar paran yoksa borçlanacaksın. Borçlanmak içinde itibarın ve de borcunu ödeyebilecek kadar borç verenin bildiği malın olmasıdır. İtibarda karşılıklı tutum ve davranışlardır. Hele hele devletlerarası itibar, dostluk menfaate dayanır. Irkdaşlık, dindaşlık geri planda kalır. Öyle olur ki para da bazen geride kalabilir. Fikri olgunluk gerekli eğitim olmaz ise üretimin, imalatında başkalarının istediği gibi olmaz. Bununla da istediğin miktarı geliri bulamaz, aldığın ile sattığın arasında açıklık meydana gelir. Alacağın borcunu karşılayamıyorsa, itibarında gittikçe azalır. Hep borçlanarak (sıcak para ile) hayatını idame ettirmeye devam edersen, borç verenler en azından verdikleri paraları korumak için talimat vermeye, birçok bahanelerle seni sömürmeye devam ederler. Siyasi baskı tesirsiz kalıyorsa ekonomik baskıyı denerler.

Yeraltı zenginlikleri zaman zaman paranın yerine geçer. Trampayı hızlandırır para böyle hallerde ikinci hatta üçüncü plana da düşebilir. Para karşılığı varsa değer bulur özellikle gelişmekte olan ülkelerde.

Geliştik gelişiyoruz diyebilmemiz için bütçeyi denkleştirmek durumundayız. 

Şöyle basit bir şekliyle baktığımız zaman hiç mesamesinde görebilirsiniz parayı. Bazılarını maden değeriyle ölçüp tartabilirsiniz ama bazılarını tartamayabilirsiniz de grama gelmeyen bir kâğıt parçası, olsa olsa özellikli bir kâğıt parçası diyebilirsiniz. Ama kazın ayağı öyle değildir işte! Üzerlerinde belirtilen itibarı değeri, para sahibinin (hangi devletinse) durumuna göre de değişebilir.

Çoğu ülke parasını bir karşılıkla basar (Dünya üzerinde kabul edilen bir maden, mesela altın gibi), ama bazıları da karşılıksız olarak basar ki o devletler bundan menfi olarak etkilenir alım satımda zarara uğrayabilir. Bazıları ise hiç etkilenmez, değerini düşürmezler (mesela ABD gibi). Adeta o parayı elde edebilmek için koşuştururlar.

Esasında para bir değişim aracıdır. İnsanlığın ilk yıllarında malı malla değiştirirken (herkesin her şeyi yapma imkânı yok), daha pratik olması, kolaylık sağlaması açısından para denen şey oluşturulmuştur. Ülke itibarına göre de (ekonomik, siyasi, askeri açıdan) öne geçenler olmuştur. (ABD Doları, Euro gibi).

Para miktarı (özellikle itibarlı yani her ülkede geçen, buna konvertibl para da deniyor) ülkelerde aynı miktarda değildir.

Küreselleşmiş bir dünyada teknolojinin çok ilerlemesi ülke sınırlarının bir birlerine açık olması sağlanmış, kapalı ekonomi içinde yaşamayı azaltmıştır. Böyle olunca da fazlaca değişimi sağlayan paranın ülke ekonomisi içinde artması kuvvetlenmesi arzu edilmiştir.

Karşılıksız para basma paranın güçlenmesini önleyeceğine göre (bazıları hariç) o zamanda gerekli üretimi ve imalatı yapıp sınır ötesi ülkelerle alış verişi canlandırmak ve arttırmaktır. Yeteri kadar satacak mal üretilemiyorsa artırmak için makineleşmek, o teknolojiyi bulmak, ondan faydalanmak gerekecektir. O teknolojiye kendin malik olamıyorsan başka ülkeden alacaksın, alacak kadar paran yoksa borçlanacaksın. Borçlanmak içinde itibarın ve de borcunu ödeyebilecek kadar borç verenin bildiği malın olmasıdır. İtibarda karşılıklı tutum ve davranışlardır. Hele hele devletlerarası itibar, dostluk menfaate dayanır. Irkdaşlık, dindaşlık geri planda kalır. Öyle olur ki para da bazen geride kalabilir. Fikri olgunluk gerekli eğitim olmaz ise üretimin, imalatında başkalarının istediği gibi olmaz. Bununla da istediğin miktarı geliri bulamaz, aldığın ile sattığın arasında açıklık meydana gelir. Alacağın borcunu karşılayamıyorsa, itibarında gittikçe azalır. Hep borçlanarak (sıcak para ile) hayatını idame ettirmeye devam edersen, borç verenler en azından verdikleri paraları korumak için talimat vermeye, birçok bahanelerle seni sömürmeye devam ederler. Siyasi baskı tesirsiz kalıyorsa ekonomik baskıyı denerler.

Yeraltı zenginlikleri zaman zaman paranın yerine geçer. Trampayı hızlandırır para böyle hallerde ikinci hatta üçüncü plana da düşebilir. Para karşılığı varsa değer bulur özellikle gelişmekte olan ülkelerde.

Geliştik gelişiyoruz diyebilmemiz için bütçeyi denkleştirmek durumundayız. 

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı