HABER AKIŞI

Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîfi

 Tarih: 20-08-2020 19:20:09
Mehmet Zeki Sayın

Birçok kişi kendine göre birşeyler yazdılar, çizdiler konuştular. Talebeliğimden bu yana üniversite arkadaşlarının bir nebze olsun düşündüklerini bende yazmak istedim.

Bizim talebelik anılarında üniversitede talebe cemiyetleri vardı (1960 yıllarında). Yeni ortaya çıkmaya çalışan sosyalist grup, Milliyetçi mukaddesatçı gençler dediğimiz grup ve her zaman yürülükte olan Kapitalist grup. Aralarında çok şiddetli konuşmalar olurdu. Ama 1968 yılına kadar talebeler arasında durum öldürücü olmamıştı. Nihayet bu çekişmeler meyvesini verdi ve bir İlahiyat Fakültesinde okuyan arkadaş site yurdunda (Atatürk talebe yurdu) öldürüldü ve altmış sekiz kuşağı da meydana çıkmış oldu. Sadece Türkiye’de değil Avrupa’da bir akım halini aldı.

Fransa’da talebeler kendilerine göre bir konu bulup protesto ederken, Almanya’da başka bir konu Türkiye’de bir başka konu bulunarak yürüyüşler yapılıyordu. Protestolar yaparak yürüyüşler yapanlar kahir ekseriyetle sol ve sol tamdanslı talebelerdi. Milliyetçi mukaddesatçı gençler bu işin içinde olmadılar.

Ülkemizde ellili yıllardan beri Ayasofya camiinin tam olarak ibadete açılması, Milliyetçi – Mukaddesatçı gençlerde bir ukde olarak yer etmştir. Sadece bu tarihten beri değil, müzeye çevirildiğinden itibarendi ama dillendirilmiyordu, dinlendirilmiyordu çünkü, Ayasofya camii düşüncesinden uzaklaştırmak için içten ve dıştan etkilerle çeşitli çeşitli dernekler kuruluyor, kurduruluyordu.

Mesela; kominizimle mücadele derneği gibi özellikle Amerika ve onun idare düşüncesine sahip iç unsurlar Amerika yanında olmaz isek Rusya bize saldırır diyor ve Stalin’in Kars – Ardahan talebini öne çıkarıyorlardı.

Esasen Türk gençliği islami düşünceyle de tam yoğrulmamıştı. Onu yoğuracak fikir verenlerde parmakla gösterilecek kadardı. Ortalıkta dolaşan talebelerle haşır neşir olanların tamamı kapitalist nizamın savunucuları idi. Açık oturumlarda arkasından koşulan ve milliyetçi denilen kişilerde Türkiye’ye ilk dansı getirenin annesi olduğunu övünenlerdi.(Prof. Dr. A.. Çın gibiler v.s.)

İnançlı mukaddesatçı gençlere de daima milliyetçi kelmesi kullanılıyordu!. Gittikçe çoğalan inançlı gençlerin tek inancı Çankaya köşküne selamün aleyküm diyen birisinin gelmesi idi. Bu selama yıllarca, yıllarca hasret kalmıştı. Ve nihayet Turgut Özal Beyefendi ile bu hasret giderilmiş, yeni bir nesil yetişmiş, dualar yerini buluyordu. Artık bu inançlı gençliğin arzuladığı yavaş yavaşta olsa oluyordu. Hızlanma zamanla geliyordu. İşte Recep Tayyip Erdoğan Beyefenedi ile tabiri caiz ise gaza basılmış AYASOFYA CAMİİ tam olarak ibadete açılmış, Fatih Sultan Mehmet Hazretlerinin de kemiklerinin sızlaması durmuştu!.

Halkın tevecühü, muhalif iç dinamikleri de susturmuş, siyasetten de en azından lehte konuşur olmuşlar, bazı çatlak seslerle zamanı mıydı? Acaba demekten başka bir şey bulamamışlardı. Şimdiye kadar da zamanı gelmedi gelmedi diye durudulmuştu. Elbette bu hayırlı iş herkese nasip olmayacaktı, olmamıştıda. Olana oldu. Hayırlı olsun. Daha nicelere Türkün ruh köküne ulaşan kadar!.

  M. Zeki Sayın

  Bu yazı 1339 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı