HABER AKIŞI

SAKIN ALDATAN OLMA

 Tarih: 25-12-2019 00:32:07
Hacı Arıcı

Allah Resulü Efendimiz ucuz malı pahalı fiyatına, kusurlu malı kusursuz yerine satan bir satıcıyı görünce şu ikazı yapmış: “Aldatan bizden değildir. Müşterisini aldatan bizden değildir” demiştir.

Bu ikazı daha önceleri duymuş olan okuyucum ise aldatıldığını anlayınca şaşırmış da  “Hangi yerde, hangi malda aldatan bizden değildir acaba?” diye sorma gereği duymuş.

Elbette aldatmanın yeri, zamanı ve mekânı yoktur. Müslüman hiçbir yerde, hiçbir zaman, hiçbir malda müşterisini aldatmaz! Daha doğrusu aldatamaz, daha açığı aldatmamalıdır. Şayet helal kazancına haram karıştırmak istemiyorsa, çoluk çocuğunu, aile efradını haram lokmayla besleyen hayırsız aile reisi durumuna düşmek istemiyorsa...

Bu malı satan Müslümandır; öyle ise beni aldatmaz, diyebilmelidir insanlar.

Bu komşu dindardır, öyle ise bana zarar vermez, diyebilmelidir komşular. Pazarlarda malın sağlamını öne, çürüğünü de arkaya dizerek, müşterisini aldatmaz bu Müslüman satıcı, diye düşünülebilmelidir müşteriler.

Hem müşterisini aldatacak, hem de aldatan bizden değildir diyen Resulüllah’ın şefaatine layık olduğunu düşünecek! Bu garip gelmiyor mu aldatmaktan çekinmeyen adama?

Nitekim Medine pazarında gezerken sattığı malın görünen kısmı ile görünmeyen kısmının aynı olmadığını anlayan Efendimiz soruyor; “Bu nedir böyle ey Allah'ın kulu? Malın üstü başka, altı başka. Görünen kısmında iyisi, görünmeyen kısmında ise başka türlüsü var çünkü!”  

Bundan sonra meşhur ikazını yapıyor: “Dikkat et! Aldatan bizden değildir. Malın üstü nasılsa altı da öyle olmalı;  önünde ne varsa arkasında da aynı olmalıdır. Alıcı sonunda bir aldatma ile karşılaşmamalıdır.”

Tezgâhın önünde dizili mallar cazip görüntüde, ancak arkasındakilerin kimi çürük, kimi ezik, kimi de defolu. Size öndeki sağlamlar gösterilmekte, poşete arkadaki çürükler, ezikler, defolular sıkıştırılmakta, eve gelip de masanın üzerine boşaltınca aldatıldığınızı anlamakta, üzülmektesiniz. Tabii sizin içinizde bir aldatılmışlık hissi, aldatanın içinde de bir kurnazlık, akıllılık duygusu... Hani nerede kaldı o müthiş ikazın gürlemesi: Aldatan bizden değildir!

İmam-ı Azam efendimizin giyim eşyası sattığı dükkânında çalışan tezgâhtarının, sattığı elbiselerin parasını patronuna teslim ederken bir defolu takımı da defosuz elbise olarak sattığı anlaşılıyor. Kusurlu malın kusursuz mal fiyatına satıldığını anlayan Hz. İmam, fazla parayı elinde yılan, akrep tutar gibi tutarken, ‘Çabuk!  Malı sattığın müşteriyi bul, aldığın fazla parayı özür dileyerek sahibine iade et! Yoksa ben şu anda müşterisini aldatan Müslüman gibi hissetmeye başladım kendimi. "Aldatan bizden değildir!" buyuran Efendimiz'in yüzüne nasıl bakarım sonunda?”

Tezgâhtar Yunus bin Ubeyd, Kûfe sokaklarında koşar adımlarla müşteriyi arar ve nihayet bulur, aldığı fiyat fazlasını özür dileyerek iade eder.

Bundan sonra rahatlayan İmam da son ikazı olarak: “Bir daha ucuz malı pahalı mal fiyatına satma yanlışlığı yapar da müşteriyi aldatma hatasına düşersen, seni bu tezgâhta tutmam mümkün olmaz, bunu böyle bil!” der.

Evet, Resulullah (sas) böyle emretmiş, O'na gerçek manada ümmet olanlar da böyle uygulamışlardır. Bundan dolayı İslam'ı geriden seyreden tüm insanlara bir daha tekrar ediyoruz ki; “Bilerek aldatan bizden değildir!  Şefaate layık ümmetten sayılmazlar.’

Bu böyle bilinmeli!  Aldatan Müslümanın yanlışı İslam'a değil, o Müslümanın şahsına mal edilmelidir.

                                                                                                                                     Hacı Arıcı

  Bu yazı 2205 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı