HABER AKIŞI

NE GÜZEL HASLET TEVAZUYLA ADALET!

 Tarih: 21-09-2019 01:09:25
Hacı Arıcı

Her insan bir huy üzere doğar. Ve yetiştikçe de şekil alır. Aldığı terbiye, eğitim ve değerleriyle var olur. Ya toplumda kök salar bir çınar gibi; ya da kuru ot misali yok olur gider.

Merhamet, hoşgörü, tevazu, adalet, doğruluk... Hepsi insanı insan yapan en büyük değerlerdir, bedenin tacıdır, ruhun süsüdür. Bunlarsız insan, insanî olmaktan çıkmıştır. Bir hayvan da bile çok insanda olmayan örneğin bir sadakat bir merhamet duygusunu görmemiz mümkün iken, insanda görmeyişimiz insanlık adına büyük bir vahamettir.   

Bu, insanı insan yapan değerlerden her birinin timsali nice zatlar nam salmıştır. Onların her birini; tanımaya, öğrenmeye, örnek almaya hele ki günümüzde, çok ihtiyaç vardır. 

İnsanî değerlerimizden adalet ve tevazu ise, birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Bununla ilgili olarak kıssalardan hisse alabilmek, bize en büyük servettir.

Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.

Bir gün yakınlarından biri, Ömer b. Abdülaziz’e bir elma hediye gönderir. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderir. Elmayı geri götüren görevliye şöyle der:

- Ona de ki, elma yerini bulmuştur.

Fakat görevli itiraz edecek oldu:

- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah aleyhi selam hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.

Halife cevap verdi:

- Evet, ama Rasulullah S.A.V.’e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.

        ...

        Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:

       - Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.

       Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenir. Misafir dedi ki:

     - Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.

     - Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

    - Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.

    - Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.

      Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döner ve şöyle der:

     -Ben kalkıp iş yaparken de Ömer’dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer’im.

      İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm âleminde adaleti hâkim kılar. Büyük dedesi Hz. Ömer R.A gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenir. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koyar kendisini serbest bırakır. Öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söyler.

       Hülasa; burada söz konusu olan Ömer B. Abdülaziz olsa da asıl mesele adalettir, tevazudur. Bir insanın hak üzere bulunması, eşitliği bozmaması ve kendini yitirmemesidir.  Heva ve isteklerine kapılıp haddini aşmamasıdır.

      Allah bizleri tevazu sahibi, adaletten ayrılmayan, güzel haslet sahibi kullarından eylesin. Âmin!

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı