HABER AKIŞI

DEVLET MALI MİLLET MALIDIR.

 Tarih: 06-07-2020 19:38:59  -   Güncelleme: 06-07-2020 19:42:00
Hacı Arıcı

Hz. Ömer (ra), Hz. Ebu Bekir Sıddık?tan (ra) sonra Devlet Başkanlığı koltuğuna oturunca; şöyle der: ?Ya Resulallah ey Ebu Bekir şimdi ikinizi de daha iyi anlıyorum; Ömer tek başına ailesinden ve kendisinden sorumlu iken, şimdi himayesinde bulunan her şey

Hz. Ömer (ra), Hz. Ebu Bekir Sıddık’tan (ra) sonra Devlet Başkanlığı koltuğuna oturunca; şöyle der:  “Ya Resulallah ey Ebu Bekir şimdi ikinizi de daha iyi anlıyorum; Ömer tek başına ailesinden ve kendisinden sorumlu iken, şimdi himayesinde bulunan her şeyden ve ümmetten sorumlu. Rabbim her ikisine vermiş olduğun gücü, sabrı, adaleti bana da ver. Sorumluluğum  büyük, işim çok.”    

Biz de bu ulvi vazifeyi üstlenen Hz. Ömer (ra) den bir misalle başlayalım. Hz Ömer (ra),  gece yarısı çalışırken sahabeler yanına geldiğinde, yanan mumu söndürerek, başka bir mum yakmasını merak eden sahabelere açıklaması tam bir ibrete şayan olan düsturdur. İşte adaletin timsali büyük halifenin söylediği söz:  ” Siz gelmeden önce yanan mumla, halkın ve kamunun işlerini yapmaktaydım. Ama siz gelince, kamu hizmetine ara verdiğimden kendime ait olan mumu yaktım. Kamuya ait olan mum ile şahsi işlerimizi konuşmanın vebalini ödeyemem.” mealinde ki  sözü, yüce dinimiz İslam’ın adaleti gözetmenin ve kamu mallarını korumaya verdiği önem açısından sorumluluk alan herkese örnektir.

Yüce dinimiz İslam’ın hedefi, insanların huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. İnsanlar hür doğarlar ve doğuştan getirdikleri birtakım haklara sahiptirler. Ancak onların hürriyetleri başkalarının hürriyetleri ile sınırlıdır. Dolayısıyla herkesin dilediği her şeyi yapması ve bunu bir hak olarak görmesi doğru değildir.

Öyle ise, her insanın başkalarının hakkını görmesi, bilmesi ve gözetmesi gerekir. Toplumsal görevlerimizden birisi de; ”Kamu mallarını korumak, onları haksız yollarla elde etmemektir.” İslam’da kamu hakları ve kişinin topluma karşı vazifelerinin büyük önemi vardır. Bu öneminden dolayı, toplumsal görevler; Allah hakkı olarak kabul edilmiş ve bunların ifası ibadet sayılmıştır.

Hiç kimsenin bu hakları bağışlama, kaldırma ve değiştirme yetkisi bulunmamaktadır. Toplumda bütün fertlerin, bu hakları koruma, kollama yetki ve sorumluluğu vardır. Allah, haksız yere başkasının malını yemeyi, bütün insanlara yasaklamıştır.

Kur’an-ı Kerim’de: “Aranızda, birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin”(Bakara;188) buyrulmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) ise: “Kişi, haksız olarak aldığı şeyi, geri verinceye kadar sorumludur” (Ebu Davud) buyurmaktadır. Kişinin kendisine emanet edilen malı koruyup, sahibine iade etmesi gerekir. Aksi halde hem dünyada hem de ahirette sorumlu olur.

Kamu malları, belirli kişilere değil bütün topluma aittir. Bu nedenle bunları haksız yere almanın manevi sorumluluğundan kurtulmak oldukça zordur Nitekim Hz. Peygamber, Hayber savaşında elde edilen ve henüz taksim edilmemiş olan kamuya ait ganimetlerden bazı değersiz eşyayı alan, daha sonra da düşman tarafından öldürülen sahabenin, büyük bir günah işlediğini, bu günahtan dolayı şehit olmadığını belirtmiş ve cenaze namazına katılmamıştır.(Müslim)

Kamu mallarını haksız yere almak, devlet mallarını talan etmek, zimmete geçirmek şeklinde olabileceği gibi; hazineye, belediyeye, vakıflara ve çeşitli kamu kuruluşlarına ait menkul ve gayri menkulleri şahsi menfaatler doğrultusunda kullanmak şeklinde de olabilir.

Örnek malesef çok… Nüfusunun % 99’u Müslüman olan ülkemizde on binlerce insanımız, kaçak elektrik, ve su kullanmaktadır. Bunların bazıları yakalanıyor, bazıları da kaçak kullanımına devam ediyor.

Dürüst vatandaşımız, Yüce Mevla’dan korktuğu için, bu gibi haksızlıklara düşmeyip, normal hayatını idame ettiriyor. Bu kötü niyetli insanların kaçak olarak kullandığı elektrik paralarını namuslu vatandaştan tahsil etmek, haram ve hırsızlıktır.

Hiç bir insan bir diğerinin işlediği suçtan sorumlu tutulamaz. Caydırıcı kanunlar çıkarır bu gibi pisliklere başvuranların cezasını uygularsanız, bir nebzede olsa namuslu vatandaşlar rahat eder. Ekranlarda gördüğüm kadarı ile  gün yok ki; elektrik, su, kamuya ait araç ve gereçlerin kaçak kullanıldığına dair haber yer almasın.

       Ancak, devlet her zaman büyüktür, güçlüdür. Mutlaka insanlar arasında adaleti, hakkı, hukuku eşit olarak sağlamak mecburiyetindedir Kamu mallarını haksız yere çalmak, devlet mallarını talan etmek, zimmete geçirmek, hazineye, belediyeye, vakıflara ve çeşitli kamu kuruluşlarına zarar vermek, kişinin kamuya ait araç ve gereçleri kullanırken, kendi malıymış gibi ihtimam göstermemesi, akaryakıt ve işgücü israfına sebep olması; görevini zamanında ve olması gereken şekilde yapmaması da; kamu mallarına tecavüz sayılır.

Her Müslüman, Allah hakkı olarak da kabul edilen kamu mallarını korumalı, haksız yollarla bunları elde etmeye çalışanları da yetkililere ihbar etmelidir. Çünkü devletin malı milletin malıdır. Devletin malını çalmak, milletin malını çalmaktır. Bu çirkin davranış, kul hakkına tecavüzdür ve büyük günahtır.

Bunların yarın kıyamet gününde mutlaka hesabını vermekle karşı karşıya geleceğini bilmeli ve her şeyden önce vicdanını kontrol etmelidir. Devlet malının millet malı olduğunu bilmeli, milleti oluşturanlardan biride benim diyebilmelidir.                      

Allah bizleri her daim hakkı  hukuku gözeten kullarından eylesin.

Corona virüs illetinden Ülkemizi insanlığı kurtarsın. Ölen tüm Müslümanlara rahmet eyleyip, hasta olanlara şifalar İhsan eylesin...

Saygı, sevgi ve  selamlarımla…

  Bu yazı 938 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı