HABER AKIŞI

HEFİ SAĞLIK; İş Güvenliği Kültür Bilinci gelişmelidir

 Tarih: 22-11-2019 20:02:28
HEFİ SAĞLIK Genel Müdürü Zehra Çelik: “İşyerinin ve iş görenin güvenliğini sağlamak AHİ kültürü ile üretim yapan işyerlerinin ve işverenin vicdani ve insani görevidir. AHİ’lik nasıl bir yaşam kültürüyse İş Güvenliği ’de işveren ile iş görenin aile birliği ve bütünlüğü çerçevesinde tüm işletmelerde, bir yaşam kültürü olarak yerleşmeli ve yaşatılmalıdır. İş güvenliği tüm kuralları ile bir kültür olarak uygulanan işletmelerde huzur, üründe kalite, üretimde rekora ulaşılır.”

Bir akademide 2015 yılından beri İlkyardım ve yangın eğitimlerinin yanı sıra İstanbul’un birçok vizyon projesinde iş güvenliği görevleri üstlenen Zehra çelik, deneyim ve tecrübelerine dayanarak iş sağlığı ve güvenliğinin prensiplerini ve önemini şu şekilde dile getirdi;

İşyeri güvenliğinin sağlanması ve bunla ilgili kültürel bilincin oluşturulmasını; aynı zamanda resim yapan biri olarak bir tabloya benzetiyorum. Tabloya yaptığınız her çizim ve vuruş görünen çabanızdır. Bir de bu çabanın uyandırdığı anlam ve derinlik vardır. Yani bir OSGB’nin yaptığı çalışmaların tümü; ancak kültürel ve bir bilinç inşa ettiği zaman değer kazanır.

Dünya sanat tarihinin ikinci en ünlü eseri olan Edvard Munch’ın Çığlık adlı tablosuna baktığımızda; bir yandan güncel hayatını devam ettiren iki adam ve diğer yandan etrafında yaşanan buhranı çığlığıyla dile getiren bir siluet görmekteyiz. Her ne kadar yaşantımız ve işlerimiz tablodaki iki adamın yansıttığı gibi doğal seyrinde işlese de etrafımızdaki mevcut tehlike ve bu tehlikenin doğurabileceği ıstırabın yaratacağı etki, eserde çığlık siluetinde dile getirilmiştir. Hayatlarımıza baktığımızda kimi zaman bu çığlığı içimizde yaşıyor ya da hayati bir sorunla karşılaştığımızda dışa vuruyoruz. Tıpkı bir çalışanın işyeri ortamındaki tehlikeleri görmezden gelip normal seyrinde işini yapması ve hatta bazen felaketi yaşaması gibi…  

Bizim amacımız yaşanan tüm iş kazalarının buhranını, içimizde yaşadığımız bir çığlık gibi duyumsamak ve bu çığlığın yaşatabileceği ızdırabı tüm çalışanlarda; arkalarında bıraktıkları itibariyle vicdani, toplumun gelişmesi itibariyle kültürel bir bilincin oluşması için hissettirmektir.

Peki, bu bilinci nasıl sağlarız? Öncelikle problemin kaynağını düşünsel olarak tespit etmeliyiz. Alman yazar Johann Wolfgang von Goethe der ki: “Bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi inanç ve düşüncelerinin bilincine varmak, kendi kendini tanımaktır.” Sahadaki tecrübelerimizi değerlendirdiğimizde, bilhassa “kendi kendini tanımak” konusunda yaşanan problemlerin doğurduğu olumsuz sonuçlar oldukça fazladır. Çalışanlar; gerek yaşları, gerek tecrübeleri, gerekse kişilikleri nedeniyle ne yazık ki alınan önlemlere ve verilen eğitimlere çoğu kez bir angarya gibi bakıp neredeyse her zaman, her şeyin en doğrusunu bildiklerine inanmaktadırlar. İşte bu inancı; çalışanların kişiliklerine, emeklerine, yaşamlarına, değerlerine saygısızlık etmeden kırmayı başarabilirsek, bir nevi yaşanan bunca acıyı tekrar Pandora’nın kutusuna gömmüş olacağız.

  Bu haber 4415 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı