HABER AKIŞI

Erhan Erken’le “Dünden Bugüne” “Kariye Kitap-Hediye”

 Tarih: 24-02-2021 23:50:00  -   Güncelleme: 24-02-2021 23:52:08
Hayatınıza kısa bir göz attığımızda yıllar içinde bir çok farklı yerde bulunduğunuzu gözlemliyoruz. Çeşitli vakıfların yönetim kurullarında, Musiad ve İTO’da, İTO’nun Üniversitesinin başında ve son dönemde de TV programları, belgeseller ve dijital yayın mecralarında. Tüm bu işleri birbirleri ile nasıl bağdaştırdınız?

1980’li yıllar Türkiye’nin bir çok anlamda yol ayrımı yaşadığı yıllardı. Toplum o yıllardan sonra önemli bir değişim ve dönüşüm geçirdi. O dönemde bunu ne kadar farkediyorduk bilemiyorum ama bugünden geriye baktığımda o değişim ve dönüşümün içinden geçiyor olmak bizim nesilde bazı etkiler oluşturdu diye değerlendiriyorum. Mesela bizim nesilde bir tür vatan kurtarma merakı vardı.

Sanırım Osmanlı’nın son dönemlerindeki okuyan, yazan, memleket meselelerine kafa yoran gençler arasında da buna benzer bir halet-i ruhiye mevcuttu. Biz ( özellikle yakın çevrem olarak) özellikle gençlik dönemlerinde,  tüm Türkiye’nin ve İslam dünyasının yükünün adeta omuzlarımızda olduğunu hissederdik. Bunun için hem İslami İlimlerde hem de diğer alanlarda aynı anda gelişme sağlama peşindeydik.

Buna bir örnek olarak, Hanefi mezhebini önemli imamı İmam-ı Azam’ın hem tüccar hem fakih oluşu beni çok cezbetmişti. Ben niye bu tarz bir insan olmayayım diye kendime bir aralar bayağı bayağı İmam-ı Azam gibi olabilmeyi hedef olarak almıştım. Bugünden geriye baktığımda hakikaten çok yüksek seviyeli bir hedefmiş.

Üniversite eğitimim sırasında birkaç arkadaşla beraber ilk girişimcilik hamlemizi yapıp reklamcılığa başlamıştık. Daha sonra bu süreç matbaacılık ve ambalaj işlerine doğru kaydı. Fakat maişet ile ilgili olan bu uğraşların yanında aynı zamanada vakıf ve dernek çalışmalarımız da devam ediyordu.

Mesela yine bu yıllarda bir okul öncesi eğitim kurumu oluşturma çalışmasına da girişmiştik. Elif Yuva adıyla başlayan  bu çalışma yanına bilgi merkezi konusu da ilave olarak 2016 yılına kadar devam eden bir zincir faaliyet haline dönüştü. Bugün o çalışmanın devamı olan bir ana okulu hala Bayrampaşa da varlığını sürdürüyor.

Hem ticari ve sinai faaliyetlerde bulunmak hem de eğitim ve kültür ile ilgili çalışmalarda yer almanın birbirlerini tamamlayan yönleri olduğunu düşündüğümden bir dönem aynı zaman dilimi içinde hem Bilim Sanat Vakfı hem de Müsiad Yönetim Kurulunda yer almıştım

İTO’da bulunduğum süre içinde ticaret kesiminin ülkemizin kadim geleneği içinde var olan ahilik özellikleri ile donatılmasını öncelleyen bir yaklaşım içinde bulundum. Ayrıca eğitimin ve araştırmanın önemine inandığımdan yönetim kurulu ve üniversitedeki vazifelerimde de hep bu alanları tercih etmeye çalıştım

Bir toplum içinde varoluşlarını aynı kaynakla anlamlandıran tüccarlar, alimler, siyasi yöneticiler ve gönül ehli kişiler birbirlerine bir bütünün parçaları gibi bakabildikleri oranda o toplumda hatırı sayılır bir gelişme olur fikrini gençlik dönemlerinden beri muhafaza ederdik. Bu fikrimizin eskiden  olduğu gibi şimdi de önemli ve doğru olduğunu düşünüyorum. Fakat bu saydıklarım içinde ilim konusu, daima bir adım önde olmalıdır diye düşünürdüm. O sebepten  her bulunduğumuz yerde meselelere ilmi daima yukarıda tutarak bakmanın önemli olduğunu aynı zamanda da tüm kesimlerin biribirlerinin değerini gerektiği şekilde bilmeleri gerektiğini savunmuşuzdur

Kuzey Haber Ajansı ( yani TV programları ve belgeseller), Dünya Bülteni ve Dünya Bizim çalışmaları da yayıncılık alanında dürüst ve ilkeli yayıncılığa olan ihtiyacı hissetmemiz üzerine birkaç arkadaşımızla birlikte giriştiğimiz bir faaliyet idi. Aynı dertlerle muzdarip olduğumuz maddi durumu müsait bir dostumuzun desteği ile giriştiğimiz bu çalışmayı belli bir süre devam ettirdik. Yayıncılık alanı çok zor bir alan olduğundan bu sahada ilk önceleri bizim için müsait gibi görünen şartlar zaman içinde değişince bizim de bu alanı vakitlice bırakmamız gerekti ve şimdilik kenara çekildik. Kısmet  bakalım zaman ne gösterir bilinmez ama yayıncılık gemisini fırtınalı havada batmadan da olsa şimdilik bir limana bağladık ve karaya çıktık.

2020 Sonbahar aylarında  yeni bir girişimde bulundunuz. Özellikle salgın sürecinde böyle bir girişim hakikaten dikkat çekici "Kariye Kitap-Hediye"yi bu zor süreçte hangi ihtiyaca binaen açtınız, kuruluş sürecinden bahseder misiniz?

Yukarıda da kısaca bahsettiğim gibi  2018 yılı başlarında TRT’ye beş yıldan beri yapmakta olduğumuz programların artık bize verilmeyeceği anlaşılınca bu iş için kurmuş olduğumuz  hem yurt dışı ofislerimizi hem de İstanbul’daki stüdyomuzu kapatmak zorunda kaldık. Bunun yanısıra dijital alanda yaptığımız yayınları da başka bir arkadaşa devrettik.

O tarihten sonra biraz geç de olsa yeni başladığım doktora çalışmalarına ağırlık verdim. Bir yandan kendim mecburi derslere devam ederken ilave olarak üniversitedeki hocaların da teşviki ile  birkaç sömester Medipol Üniversitesinde bazı seçmeli derslere öğretim görevlisi olarak girdim.  Bu hal benim için bir hayli hoş bir deneyim oldu. Şu anda doktora çalışmamın tez safhasındayım. İnşallah bir yıl içinde bitiririm diye umuyorum.

Bu arada yayıncılık dünyası ile ilgim de hiç kesilmedi. Çünkü 1997’den beri İTO’da yayıncıları temsilen meclis üyeliği yapmakta ve yayıncıların oluşturduğu derneklerdeki arkadaşlarımızla sektöre yönelik çalışmalar içinde bulunmaktaydım.

İki yıllık sürede Şişmanoğlu ailesinden eski dostlarımın Topkapı daki  büro katlarının bir bölümünde çok keyifli bir misafirlik dönemi geçirdim. Ama bir yandan da kendime müstakil bir mekan arayışını da sürdürüyordum. Araya salgın döneminin kesikliği girince bu arayış biraz uzadı ve 2020 yaz sonu itibariyle Kariye’deki mekanı hazırlamaya başladık. Burasını hem bir çalışma ofisi hem de yayın ve kültür dünyası ile ilgili bir mekan nasıl yaparız diye düşündük. Bulduğumuz formül şöyle oldu. Bir tarafıyla ikinci el kitapların alım satımı işi yapalım diğer yanı ile de özellikle gelenekli sanatlar sahasında çeşitli hediyelik malzemeler tedarik ederek onları ihtiyacı olanlarla buluşturalım. Yani bu mekanda hem kitap ve dergi olsun hem de geleneksel sanatlarda ürün ortaya çıkaranların ürünleri ile bunlara ihtiyaç duyanlar bir şekilde buluşabilsin.

Bu çalışma bir tür kültürel girişimcilik olarak gelişti. Buradan maddi bir kazanım ortaya çıkacak mı pek kestiremiyorum fakat ilk izlenim olarak bizi ziyaret edenlerden aldığımız yorumlara göre muhabbet yönü ağır basan bir mekan olarak ilgi gördü. Tek handikapımız salgın dönemi içinde olduğumuzdan bu muhabbet fonksiyonumuzu yeterince yerine getiremiyoruz. Biz de kısmet böyle imiş dedik ve bu dönemi Allah’ın izniyle daha çok bir hazırlık devresi olarak değerlendirelim diye düşündük. İnşallah bu arada, mekanımızı daha iyi nasıl şenlendirebiliriz noktasında yeni yeni zenginlikler bulabiliriz.

"Kariye Kitap-Hediye"ye adlı markanızın altında bir de 'Dünden Bugüne' diye bir slogan görmekteyiz. Bu sloganın altını nasıl dolduruyorsunuz? İnsanlar sizin müessenizde neler bulabilir,? Hangi ihtiyaçlarını giderebilir? Burası bir sahaf mı olacak? Yayın mı yapacak? Neler düşünüyorsunuz?

İlk etapta ismimizi Dünden Bugüne diye koymayı düşünmüştük. Hatta o ismi dijital alanda satın bile aldık. Fakat daha sonra biraz fazla uzun olacak diye değerlendirip içinde mekanımızın bulunduğu Kariye’nin  ismini firmamızın ismi olarak kullanmaya karar verdik.

Kitap ve kültürel çalışmalar konusunda neredeyse 40 yıla yakın bir süre birçok çevre içinde yer aldık .  Bu alanda bir hayli  birikim oluştu. Bu durumu hem bir nimet hem de elde edilen bir değer varsa bunun başkaları ile de paylaşılması gereken bir değer olarak görmek gerekir kanaatindeyiz. Bu tür bir mekanda dünden bugüne gelen faydalı bir şeyler varsa bunları paylaşabilmenin bir yolunu bulmaya çalışacağız.

Mekanımızdaki kitap ve dergi noktasındaki çoğunlukla ikinci el ürünleri bulunduruyoruz. Az sayıda birinci el eserler de bulunabiliyor. İçlerinde bir miktar daha da eski dönemlere ait eserler olsa da henüz kendimizi sahaf olarak isimlendirecek  bir kıratta görmüyoruz. Ama inşallah zamanla olabilir diye bir inancımız da var.

İlave olarak mekanımızda sadece ticareti düşünmüyoruz. İlmi ve kültürel konularda imkan ölçüsünde sohbetler yapabilmeyi de arzu ediyoruz. İnşallah salgın dönemi en kısa zamanda sona erer de bu niyetimizi gereçekleştirebileceğimiz bir zemin ortaya çıkar.

Tabii zaman içinde mekanımızda iş ne kadar önemli olacak veya  arzu ettiğimiz muhabbet ortamı ne ölçüde sağlanacak bilemiyoruz.? Yoksa içlerinden biri daha fazla mı öne çıkacak? Veya hem iş hem de muhabbet, birbirlerini rahatsız etmeden tatlı bir denge içinde bir arada bulunabilecekler mi? Bu konuyu Allah ömür ve imkan verdiği ölçüde beraberce göreceğiz inşallah

Hediyeliklerimiz konusunda ise yaklaşımımız şu şekilde: Eşimize, dostumuza, çeşitli vesilelerle almayı düşündüğümüz hediyelikler için farklı alternatifler üretmeye çalışıyoruz. Hat, ebru, tezhip  kat’ı sanatı, ahşap  ürünler vb gibi gelenekli sanatlar alanında farklı yönleri olan çeşitler yaptırmak için uğraşıyoruz. Özellikle bizim hanımla birlikte antikacılardan sahaflara, çeşitli mezatlardan, farklı farklı sosyal medya hesaplarına kadar bir çok yeri ziyaret ediyoruz. Buralardan hem kendi zevkimize hem de hitap etmeyi düşündüğümüz çevreye uygun şeyler tedarik etmeye çalışıyoruz. İlginç ve farklı hediyelikler üretenlerin ürünlerini imkan nisbetinde mekanımızda bulundurmaya gayret ediyoruz.

Bu arada hem mekanımızdan hem de nadirkitap.com adlı site üzerinden ikinici el kitaplarımızı satışa sunuyoruz. İlave olarak mustakil bir web sitesi de hazırlamaya başladık. İnşallah en kısa zamnada o site üzerinden e-ticaret yoluyla da özellikle hediyelik kategorsinde olan ürünleri ve farklı türdeki kitaplarımızı insanlara ulaştırmaya çalışacağız. Bakalım zaman bizi nerelere götürecek? İnanın, biz de bir yandan hadiselerin içinde aktif olarak yer alırken diğer yandan da ilgi ile kendi serüvenimizin nerelere doğru yöneldiğini ve yöneleceğini izliyoruz..

  Bu haber 107944 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı