HABER AKIŞI

Dilek ARTAR, 1946’dan günümüze “İnsan ve Kuşakların Pandemi Sınavı”nı esnafbulteni.com’a anlattı.

 Tarih: 17-04-2020 02:24:17
Dilek ARTAR, İnsan Kaynakları alanı dâhil olmak üzere, şirketlerin süreç iyileşmesi ve verimliliğin artması konularında 30 yıldan fazla deneyime sahip, yüzlerce işletme ve girişimciye danışmanlık yapmış bir isim. Türkiye de yaşanan onlarca krizde üretici, satıcı, tüketici silsilesinde nasıl davranılması gerektiği konusunda otorite kabul edilerek ünlü dünya markalarının görüş sorduğu Dilek ARTAR’a bizde içinde bulunduğumuz süreç için neler söyleyeceğini sorduk.

Çok ilginç bilgi yaşanmışlıkları öğrendiğimiz röportajımızda en yaşlımızdan en gencimize kadar çok geniş bir yelpazede olanları ve olacakları aktardı.

-Dilek hanım bu günlerde her şey hızla değişiyor. En son sayımızı yayınladığımızda, bugün içinde olduğumuz koşulların geleceğini kimse bilmiyordu. Siz şirketlere kurumsallaşma konusunda sistemler kuran bir profesyonel, bir eğitmen ve bir yazar olarak bu konuda neler paylaşabilirsiniz?

-Öncelikle teşekkür ederim önemli bir konu ve ben bugün insanı deşifre eder şekilde bu konuyu ele almak istiyorum. Dünyamız varoluşundan itibaren sürekli bir değişim ve dönüşüm halindedir. İnsanlık varoluşundan beri bir çağın bitip diğerinin başlamasına sebep olan önemli olaylara şahit oldu. Birçok keşif insanların hayatına kolaylıklar getirmiş olmakla beraber birçoğu da gelecek nesillere kadar problemler bırakmamıza sebep olmuştur. 

Aslında birçok yönden dünyanın, doğanın dolayısı ile insanın sıkıştığını görüyorduk. Hızla dengesizce artan nüfuslar, sistemlerin yetersiz veya hiç olmayışı, dünyada köklü bir reform olması gerektiğini gösteriyordu. Bunun nasıl olabileceğini elbette tahmin edemezdik. Bu hızlı ve bencil dünya düzeni nasıl yavaşlar, dönüşüm nerede başlar ve biz   bu yeni hayat biçimini nasıl kabulleniriz tarzında sorular günlük düşüncelerimiz arasındaydı.

Öncelikle   kendi hayatımıza bakarsak hepimizin bazı deneyimler krizler yaşadığını görebiliriz. Örneğin benim dahil olduğum kuşak ‘bebek patlaması’ adı verilen bir kuşak. 2. Dünya savaşından sonra 1946-1964 arasında doğan insanlardan oluşur. Bizler çok önemli ekonomik ve siyasi süreçlere tanık olduk. Üç büyük ekonomik kriz, 1 darbe, 1 kalkışma ve şimdide Pandemi.. İş hayatlarını bir krizle kaybedenler oldu. Sektör değiştirmek zorunda kalanlar, yeni meslek ve beceriler öğrenenler var aramızda. Bazılarımız çok güvenli oldukları bir zemindeyken altlarından sanki yerin değiştiği gibi köklü değişimler deneyimlediler. İnsan doğası gereği hayatta krizlere maruz kalan, öğrenmesi ve yönetmesi gereken dersleri olan bir varlıktır.

Bu sefer diğer krizlerden farklı olan değişim herkes için geliyor.  Tüm Dünya sistemleri, İnsan alışkanlıkları, Değerler  ve Tutumları kökten değiştirecek güçte bir değişim bu..

- Şu anki süreçte izalasyon ve yeni kurallar var. Bunlar haricinde İnsana etkisi ne şekilde olabilir?

Hepimizin hayatı derinden etkileniyor. Bu etkilenme olmadan değişim gerçekleşemez. İki önemli etkiden bahsetmek istiyorum.

İlki bugün hepimizin içinde bulunduğu duygu ve düşüncelerdir. Yaşadığımıza adeta süresi belirsiz bir ipotek durumu diyebiliriz. Ancak insan beyni belirsizliği sevmez, belirsizlik tedirginlik endişe yaratır. Örneğin siz gözleri kapalı bir bilmediğiniz bir odada kalsanız ne hissedersiniz? Tüm duyularınız veri almaya odaklanır. ‘Neredeyim, adım atsam bir tehlike olabilir mi?’ gibi beyin ortamı çözmeye çalışır ve bilinç altını kodlamaya başlar.. Bu durum  beynin kimya laboratuvarı gibi çalışan hormon dengelerini olumsuz etkiler, sonucunda genel psikolojimiz de negatif etkilenir..

İkinci önemli etki yakın gelecekte daha çok fark edilecektir. Temelde bu gibi süreçler yeni öngörülere ve iç hesaplaşmalara yol açar. Bir gün Pandemi kontrol altına alındığında; insanların ilk sorusu ‘Ben eskiye dönmek istiyor muyum? olacaktır. Çünkü bu molada edindiğimiz deneyimlerle kendimizi ve sistemleri gözden geçirme fırsatı buluyoruz ve fark ediyoruz. Adeta görme yetimiz arttı diyebiliriz. Birçok insan için kendini, hayatını, hedeflerini ve duruşunu yeniden yapılandırma süreci başlayacaktır.

-Bu Pandemi insanlara çok şey öğretecek, sizin değiminizle bize göstereceği, öğreneceğimiz konular neler olabilir?

-Benim uzmanlık alanlarımdan birisi de yetişkin eğitimi bu kriz sayesinde aldığımız eğitimleri maddeler halinde konuşalım ki yazıya döktüğünüzde daha anlaşılır olsun.

1- Son 10 yıldır basında bağışıklık sistemini güçlendiren beslenme ve sağlıklı yaşam uzmanlar  tarafından devamlı anlatıldı ve şu ana kadar kulak vermeyenler bunu yaşayarak öğrenmek zorunda kaldılar. 

2- Ani gelen bu salgın döneminde güçlü ülkeler dahil tüm dünya bocaladı. Vatandaşları ekonomik belirsizlikler, sağlıkla ilgili yetersizler gibi konularda endişelendiler. İşin diğer bir boyutu karar alma ve uygulamada yetersizlikleri gördüler. Oysa yıllardır bizler şirket yöneticilere, iş sahiplerine acil ve önemli durumlarda karar almanın önemini anlatır dururduk. Şimdi herkesin bu konuda farkındalığı arttı ve kritik süreçlerde doğru karar almanın önemini öğrendiler.

3-Yine kendi alanımdan bir bakış ile açıklamaya çalışacağım. Davranış bilimlerinin konusunda ‘Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi’ denilen bir sistem vardır. Örneğin insanlar ilk ihtiyaçları barınma, güvenlik ve karnını doyurma üzerinedir. Bunu gerçekleştirmeden bir üst basamağa çıkılamaz. Bu sistemin nasıl çalıştığını herkes öğrendi. Hemen herkes temel ihtiyaçları dahilinde bir yaşama çekildi.  İngiltere başbakanı, Amerika başkanı ile  dağ başında  bir köy sakini aynı güvenlik ve temel ihtiyaç basamağında eşitlendi.

4- Bu süreç  aşamalı olarak bittiğinde işlerin eskisi gibi olmayacağı ortadadır.  Buzdağının altında olan yeni krizlerle yüzleşebiliriz. Cebimizdeki virüs, yaşam seçimlerimizi de etkileyecektir.  Bazı tüketim alışkanlıklarımız değişip dönüşecektir. Aklımızı başımıza getiren bu virüs sayesinde bağımlısı olduğumuz pek çok şeyin aslında ihtiyacımız olmadığını öğrenmiş olacağız. Bunu her kuşak farklı deneyimlerle öğrenecektir.

-Bilmeyenler için doğum yıllarına göre olan bu kuşaklar nelerdir? Genel etkilerinden söz edebilir misiniz?

Elbette öncelikle 1946 yılı öncesi doğmuş olan kuşak şimdi en genci 74 yaşında olan kuşak ‘Sessiz Kuşak’ olarak adlandırılmaktadır. Algıları yüksek ve iradeli bir nesildir. Birçok sıkıntı yaşamalarına rağmen, hayata çok bağlı insanlardır. Onların sağlık konusundaki inançları; ‘Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi dizeleriyle ile açıklanabilir.

Bebek patlaması Kuşağı 1946 ile 1964 arası doğan insanlar ve virüse duyarlılıklarının  yüksek olması  daha iyi  korunmalarını gerektirmektedir. Artık sıradan alışveriş gibi en basit  işlerimiz bile sınırlandığı için; şimdiye kadar online market deneyimi yaşamamış olanlar dahil,  bu kuşaktaki herkes bunu mecburen deneyecekler ve teknolojide çağı yakalayacaklardır.2019 da yapılan bir araştırmaya göre bu kuşak % 68'i akıllı telefonlara ve % 52 ‘si kendi tabletlerine sahiptirler. Yine bu kuşak arkadaşları ve ailesi ile yüz yüze gelemediği için; daha çok Skype, Facetime, Zoom vs. kullanmaya başlayacaklardır. Hatta sanal oyunlara yüksek katılım sağlayacaklardır. 

X Kuşağı ve Bağımsızlar Ordusu: X kuşağı  1965 ile 1980 arasında doğanları kapsar. Bugünkü dünya üzerine etkisi yüksek ama bir o kadar da gözden uzak kalmayı başarabilen bir nesildir. Genelde  yoğun çalışan ebeveynleri vardı veya  ayrılmış bir ailenin yalnız çocuklarıydılar. Benzer sebeplerle oldukça tek büyüdüler. Bu sebeple güçlü bir bağımsızlık sahibi oldular.  Bu neslin çalışanları, hayatlarında en az 2 kriz ve 1 ekonomik felaket gördüler. Bu kuşak bu sebeple öngörülemez kariyer değişiklikleri yaptı. Mücadeleci olmayı, sonuç  elde etmeyi ve zaferle çıkmayı hedef edindiler. Sıradan davranmak yerine  ‘Başkalarına nasıl yardımcı olabilirler?’ konularına   yöneleceklerdir. Bu durum bir beyin göçüne dalgası anlamına da gelebilir.  

Y Kuşağı ve İstikrara Yönelme: Bu grup en genç yetişkinlerden oluşmaktadır.  Gerçekte, bu kuşak 1981 ile 1996 yılları arasında doğanları kapsar. Bu kuşakta üç sismik olay yaşamıştır. İlk deneyimlerini 18 yaşın altındayken edindiler. 2008 deki büyük kriz birçoğunda meslek edinme  veya mezun olmaya çalıştığı yıldır. Şimdi ise kariyerlerine başlıyor veya değişiklik yapıyorken gelen bu kriz hayatlarında önemli bir dönüm noktası olacaktır. Bu grup nadiren işine ve  iş yerine bağlılık kurardı. Amaç ve hedef odaklı çalışma ile motive olurken uzun vadeli kariyer sağlayamayan güvenlik  sunmayan şirketlere sadık kalmak için  gayret göstermezdi.

Bu kuşak 'gig* modeli' ekonomiyi yaratan kuşaktır. Yine bu kuşak ekonominin iyi olduğu dönemler dâhil bir sonraki en iyi fırsatı yakalamakta uzmandırlar. İstediğini kısa sürede elde etmeye alışık olan bu nesili bu krizde mutlu etmek zor olacaktır. Çünkü memnun olmaları için  beklemeleri veya bazı şeyleri kurtarmaları gerekebilir. Yapılarına uygun olmayan gelişmeler bu kuşağı sorgulamaya itebilir. Birçoğu  önceliğini tasarruf ve istikrara kaydırabilir. Tüketim odaklı bir kültürü terk etmekten fayda göreceklerdir.  Bazıları ticari hayata yönelerek girişimci olmayı tercih edebilirler. Network sahibi  ve güçlü iş ilişkileri kurmayı başarmış olanlar bile eğer iş arama sürecinde iseler bunun eskisi gibi kolay olmadığını deneyimleyebilirler. 

Z Kuşağı ve Eğitim: Z kuşağı 1997-2012 yılları arasında doğmuş olanları içerir. Y kuşağı gibi Z kuşağı da beklenenden daha hızlı olgunlaştı. Son yıllarda  üniversiteden mezun olanlar  veya yeniden bir okula kaydolmaya hazırlananlar bu gruptadırlar. Z kuşağındaki  kişiler için ekonomik zorluklar ile yüzleşme zamanıdır. Üniversite kararları yeniden şekillenecektir. Bazıları durgunluk ve şok ekonomisi yüzünden kısa yoldan iş hayatını seçecekler. Dahası, birçok Z kuşağı ciddi bir yatırımı konusunda artık isteksiz olabilirler. Bu süreçte devlet üniversiteleri onlara daha cazip gelecektir. Bu küresel salgın sırasında uzaktan öğrenme yöntemleri ile kolejler daha düşük maliyetli eğitim ve ücretsiz çevrimiçi içerik sunmak için birbirleri ile yarışır hale gelecekler. Tahmin edersiniz ki; burada yükseköğretim balonunu patlaması muhtemeldir ve sonuç olarak birçok okul kapanabilir.

-Günümüzde devletlerde büyük bir şirket gibi yönetildikleri için bu konuda onlar neler öğreneceklerdir?

   Sonuç olarak Yeni Dünya Modelinin ilk yapı taşları bu krizle şekillenecektir. Devletler eski itibar ve güçlerine güvenmemelidirler. Toprakları üzerinde ne kadar çok güçlü, üreten, sanayi şirketi varsa ve bunlar en son teknoloji ile çalışıyorsa ülke o oranda bağımsız ve güçlü olacaktır.  Bununla birlikte halkıda refah içinde yaşayacaktır. Kişiden başlayan değişim toplumları kucaklayacak ve sınıf atlamalarına sebep olacaktır. Birçoğu içinse alıştığı sistemi bırakmamak yeni sıkıntılar ve eskilerin yarattığı krizleri çözmekle bir nesil daha harcamak olacaktır. İnsanlık  bu dönemi yaşamadan; Dünya’nın sınıf atlaması dersini alması sanırım pek mümkün değildi.

*Gig Ekonomisi: İnsanların özgür şekilde maddi kazanç sağlamaya yönelik olan tavrının oluşturduğu bir ekonomidir. Genellikle freelance platformların çoğalması ve serbest çalışanların oluşturduğu yeni ekonomiye “Gig Ekonomisi” deniyor. “Gig” müzik sektöründen gelme bir terim, kısa süreli iş demek. Faruk Eczacıbaşı’nın Daha Yeni Başlıyor kitabında belirttiği şekliyle de “tek atımlık işler ekonomisi” diyebiliriz.

  Bu haber 26982 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı