HABER AKIŞI

Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown ve Eşi Neda Alemohammed

 Tarih: 01-08-2019 09:17:25
Ülkemizin yer aldığı siyasi coğrafya konusunda sahip olduğu büyük donanımla, Türkiye ve Avustralya arasındaki dış ilişkileri ileriye taşımak için başarılı bir yol haritası belirlemiş olan Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown ve çok yönlü sanatçı eşi Neda Alemohammed’in ülkemizdeki yaşamları üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...

Spot: Kızımız Sophie, Ankara’da doğdu ve onu yetiştirirken burada aldığımız destekten çok memnunuz. Türkiye, çocuklar için harika bir ülke. Türkler çocukları çok seviyor ve imkanlar gerçekten harika.

Avustralya Büyükelçisi Marc Innes – Brown; kültürel, politik ve ekonomik, insanın söz konusu olduğu her alanda Türk ve Avusturalya halkını yakınlaştırmak için yollarımızın tarihteki kesişiminden destek alarak şu ana kadar önemli bir hedefi gerçekleştirdi. Bölgede Irak ve İran gibi ülkelerde büyükelçi olarak görev yaptıktan sonra Kanberra’da Orta Doğu ve Afrika Bölümü başkanı olarak görev yapması, Büyükelçi Marc Innes-Brown’ın Türkiye’de başarılı bir diplomat olarak öne çıkmasının temelini ortaya koyuyor. Çanakkale Savaşı’nda kendi aile büyüklerinden de bir kayıp vermiş olan büyükelçi için bu yıl 25 Nisan’da katıldığı Anzak Günü’nün ayrı bir anlamı var. Büyükelçi’nin eşi Neda Alemohammed, bir moda tasarımcısı ve ressam olarak sanatçı bir kişiliğe sahip. Kendisi ince zevkleriyle bu yönünü ortaya koyarken iki çocuğuna hassasiyetle odaklanmayı da ihmal etmeyen bir anne… Rezidansta birbirinden güzel eserlerini gördüğümüz Neda Alemohammed, yakın zamanda bir sergi de açmayı planlıyor ve ülkemizde de çok güzel çalışmalara öncülük yapıyor. Hem Büyükelçi Marc Innes-Brown hem de eşi Neda Alemohammed, Türkiye’de sivil katılım projelerine destek olmayı da ihmal etmiyorlar.

Türkiye’deki görevinizden önce dış ilişkilerdeki kariyeriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

Marc Innes-Brown: Kariyerime 1994 yılında Avustralya Dış İlişkiler ve Ticaret Bölümü’nde başladım. Yüksek lisans derecemi aldıktan sonra yeni mezun olarak işe başladım. Kariyerimin ilk yarısı Güneydoğu Asya üzerinde çalışarak geçti. İlk yurt dışı görevim Bangkok’taydı ve daha sonra ABD’nin bölgeye yönelik politikası üzerine çalıştığım Washington’a gönderildim. 2005 yılında Irak üzerinde çalışmam istendi, önce Kanberra’da Irak görev gücü başkanı olarak ve sonra Bağdat’ta büyükelçi olarak... (2006-2008) Daha sonra İran’a büyükelçi olarak atandım (2008-2013). Bu görevi takiben Kanberra’ya geri döndüm ve Orta Doğu ve Afrika Bölümü başkanı olarak terfi etmeden önce (2013-2017) Orta Doğu Bölümü’nde çalıştım. Daha sonra Türkiye’ye büyükelçi olarak atandım.

Türkiye’deki görevinizin yanı sıra Azerbaycan ve Gürcistan ile dış ilişkileri de yönetiyorsunuz. Bu görevler çalışma temponuzu nasıl etkiliyor?

Marc Innes-Brown: Türkiye, Avustralya’nın başlıca ikili ortaklarından biri ve bu, epey bir çalışma ve seyahat gerektirmekte. Gürcistan ve Azerbaycan da Avustralya için önemli ülkeler. Fırsatım oldukça oraları da ziyaret ediyorum.

Avustralya’da yaşayan yaklaşık 150 bin kişilik Türk toplumu, ikili ilişkilerimizde ne tür bir unsura sahip?

Marc Innes-Brown: Türk - Avustralyalıların oluşturduğu bu büyük topluluk, ikili ilişkilerde kilit bir güç. Avustralya ve Türkiye arasında halklar aracılığıyla mükemmel bir bağ kurulmasını sağlamakta. Kültür, politika, ekonomi ve spor gibi ilişkilerimizin her alanında önemli bir rol oynamakta. Türk - Avustralyalılar, Avustralya topluluğuna uzun yıllar boyunca önemli bir katkı sağladı. Geçtiğimiz Ekim ayında, Türkiye’den Avustralya’ya göçün başlamasının 50. yıl dönümünü kutlamak için bir anma etkinliği düzenlemekten çok mutlu oldum. Çeşitli Türk ailelerin deneyimlerini anlattıkları kısa bir video yaptık ve bunu sosyal medyada paylaştık.

Her yıl 25 Nisan’da gerçekleştirilen Anzak Günü anma törenlerinin sizin için anlamı nedir?

Marc Innes-Brown: Anzak Günü, ben de dahil olmak üzere, Avustralyalılar için çok önemli bir gün. Ülkelerine hizmet etmiş olan Avustralyalılara saygı ve şükranlarımızı gösterme ve askeri operasyonlarda kaybedilen veya yaralananları hatırlama fırsatımızın olduğu bir gün. Ayrıca birçok Avustralyalı aile gibi bizim ailemiz de 1915’te Gelibolu Savaşı’nda birisini kaybettiği için kişisel bir öneme sahip. Büyükannemin erkek kardeşi 25 Nisan’da karaya çıkarken aldığı bir yara sebebiyle vefat etti.

 

Avustralya Büyükelçiliği olarak desteklediğiniz sivil katılım projeleri nelerdir?

Marc Innes-Brown: Avustralya Büyükelçiliği, Doğrudan Yardım Programı bütçemizle bir dizi küçük topluluk geliştirme projesini desteklemektedir. Bu projeler; mülteciler, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere dezavantajlı topluluklara yardım etmeye odaklanmakta; toplum gelişimi, eğitim, cinsiyet eşitliği, engellilik, gençlik ve ekonomik güçlendirme konularını içermektedir.

Tarihsel bağlarımız mevcut ikili ilişkilerde ne gibi bir potansiyel sağlıyor?

Marc Innes-Brown: Avustralya ve Türkiye’nin Çanakkale Savaşı’ndaki ortak tarihi ve tecrübesi, modern ilişkinin temel taşlarından biridir. İki eski hasmın çatışmalarını bu güne dayanan derin bir dostluğa dönüştürebilmesi neredeyse eşsiz bir durum. Avustralyalı nesiller, Atatürk’ün şu ölümsüz sözlerinde teselli bulmuşlardır: “Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Ülkemizde ziyaret ettiğiniz yerler arasında sizi en çok neresi etkiledi?

Marc Innes-Brown: Türkiye’de birçok farklı ilde seyahat ettiğim için şanslıyım. Harika yemeklerinin yanı sıra pek çok tarihsel ve kültürel katmanlara sahip harika bir ülke. Eşim ve ben 2013’te orada evlendiğimiz için İstanbul’un bizde her zaman özel bir yeri olacak. Ayrıca Göbeklitepe’nin harika bir yer olduğunu düşündük, oranın maneviyatını hissedebiliyordunuz. Şanlıurfa da tarih açısından zengin bir şehir. Geçen yıl ailece Batı Anadolu’yu karayoluyla gezdik ve Bursa, Ayvalık, İzmir, Uşak ve Afyon’u ziyaret ederek çok güzel zaman geçirdik. Ülkenin bu bölümünü görmek için harika bir yoldu. Ayrıca; Ordu, Aydın, Trabzon, Edirne, Çanakkale, Kapadokya, Eskişehir, Erzincan, Hatay, Gaziantep ve Adana’yı da çok beğendim.

Bize kişisel ilgi alanlarınızdan bahseder misiniz?

Neda Alemohammed: Başlıca ilgi alanlarım sanat ve moda... Ankara’da Türk arkadaşlar, diplomatik eşler ve gurbetçiler için bir sanat ve zanaat grubu kurdum.

Haftada bir kez buluşuyoruz ve insanlar istedikleri sanatı yapabiliyorlar. Bazıları resim yaparken bazıları da DMEDD’den (Dışişleri Mensupları Eşleri Dayanışma Derneği) bir uzmanla birlikte mücevher üretiyor. Farklı projelerimiz var. Mesela en son plastik şişelerden takı yaptık. Malzemeleri geri dönüştürerek çevrenin korunmasına yardımcı olmak istiyoruz. Türkiye’deyken bir sanat sergisi de açmayı planlıyorum. Ancak asıl hedefim moda tasarımına devam etmek. Türkiye moda için harika bir yer, bu alanda oldukça ilerlemiş durumda. Yeni moda projeleri için bazı fikirlerim var ve bunları hayata geçirmeyi umuyorum. Avustralya’daki önceki koleksiyonumda, İran deneyimimi Avustralya motifleriyle harmanlamıştım. Bunu yaparken kendi kumaşlarımı tasarladım ve sonra kıyafetleri ürettim. Röportaj fotoğraflarında kendi tasarladığım kıyafetlerden birini giyiyorum. Instagram hesabım “hanadesignau”da daha fazla örnek görebilirsiniz. Gelecekte Türk motiflerini Avustralya tarihiyle harmanlayıp kumaş ve kıyafet üretme gibi bir planım var. Ayrıca, sanat ve moda yolculuğumun bir parçası olarak kumaş üzerine de resim yapıyorum.

Ailece yeni bir ülkeye yerleşmeniz ve çocuklarınızın eğitimi açısından yeni bir düzen kurarken nasıl bir yöntem uyguladınız?

Neda Alemohammed: Oğlum Daniel’i Avustralya’da kullandığım aynı ilke ve yöntemlerle büyütmeye devam ettim. Daniel aslında Ankara’da anaokuluna başladı ve şu anki okulundan çok memnunuz. Orada öğretmenlerinin ve yönetiminin rehberliğinde büyük ilerleme kaydetti. Ankara’da, Türklerin ve yabancıların bir arada olduğu bir anneler grubuna katıldım. Türk annelerle tanışmak çok güzel bir duygu, sık sık bir araya geliyoruz. Kızımız Sophie, Ankara’da doğdu ve onu yetiştirirken burada aldığımız destekten çok memnunuz. Türkiye, çocuklar için harika bir ülke. Türkler çocukları çok seviyor ve imkanlar gerçekten harika.

Ankara’da ne tür organizasyonlara ve sosyal projelere katıldınız?

Neda Alemohammed: UNICEF’e ve Suriyeli mültecilere yardım eden diğer organizasyonlara destek oldum. Daha çok dahil olmak isterdim; ancak çok küçük iki çocuğum olduğu için zamanımın çoğunu onlarla beraber geçiriyorum.

  Bu haber 1908 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Röportaj HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı