HABER AKIŞI

2021’i Etkin Planlama ve Tanıtım Çalışmaları ile Kazanabiliriz

 Tarih: 25-04-2020 03:44:01
Aralık 2019’da Çin’in Wuhan eyaletinde başlayan Koranavirüs (Covid-19) salgını, kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alarak ciddi bir krize yol açtı. Salgın, ülkemize geç gelmesine rağmen, dünyanın önde gelen ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de ciddi ekonomik yansımaları olmaya devam ediyor.

MÜSİAD Yeni Turizm Kaynakları Geliştirme Komitesi Başkanı Muhammet Ali Özeken, turizm sektörünün durumu ve geleceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Turizm sektörü özellikle 1980’li yıllardan sonra büyük bir gelişme gösterdi. Ülkemiz ekonomisinin döviz ihtiyacına sıkıştığı dönemlerde Turizm sektörü, ülkemize döviz girdisi sağlayarak Türkiye ekonomisi için can simidi oldu. Özellikle son dönemlerde Turizm sektörüne yapılan yatırımlarla, yabancı turist sayısı, elde edilen turizm geliri, turistik harcama oranları, turizmin GSYİH içindeki payı, milli gelire yansıması, dış ticaret (ithalat-ihracat) içindeki payı ve tesisleşme oranları ve istihdama katkısı itibariyle ile büyük bir ivme yakaladı. Türkiye bu yatırımlarının karşılığını kısa sürede alarak turizm sektöründe dünyada 6.sıraya yükseldi ve sektörde başrol oyuncularından biri haline geldi.

Aralık 2019’da Çin’in Wuhan eyaletinde başlayan Koranavirüs salgını, kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alarak ciddi bir krize yol açtı. Salgın ülkemize geç gelmesine rağmen, dünyanın önde gelen ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de ciddi yansımaları olmaya devam ediyor. Ülkemizde pek çok sektörde daralma ve durgunluğa yol açan salgın karşısında, en çok yara alan sektör ise şüphesiz Turizm ve Havacılık sektörleri oldu.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan MÜSİAD Yeni Turizm Kaynakları Geliştirme Komitesi Başkanı Muhammet Ali Özeken, turizm sektörünün geleceği, beklentiler ve yapılması gerekenler hakkında kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.

Turizmde Yaşanan Duraksama 50’ye Yakın Sektörü Etkiliyor

Turizm sektörünün yurt içi ve yurt dışındaki gelişmelerden en çok etkilenen sektör olduğunu kaydeden Muhammet Ali Özeken, bu yönüyle sektörün çok kırılgan bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Turizm’in sadece bir sektör olarak değerlendirilmesinin doğru olmayacağını kaydeden Özeken, sektörde yaşanan herhangi bir aksamanın kelebek etkisi oluşturarak birçok sektörde de tezahürleri olacağını ifade etti. Özeken, “Turizm sektörü başlı başına organik bir yapıya sahiptir; sadece otel ve acentalardan oluşmaz. Turizm sektörünün 50’nin üzerinde yan kolu bulunmaktadır. Restoranlar, taksiciler, müzeler hatta simitçileri bile buna dahil edebiliriz.” dedi.

Turizmde Pandemi Eylem Planı Oluşturulmalı

Son yaşanan salgın felaketiyle turizmin durduğunun altını çizen Özeken, “Turizm sektöründe kira ödeyerek faaliyet gösteren işletmelerin yaklaşık yüzde 95’i faaliyetlerini askıya aldı. Kendi mülklerinde turizm faaliyetini devam ettiren işletmelerin de yaklaşık yüzde 90’ı faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldılar. İstanbul’da bu dönemde günlük on bini bulan gecelemeler birkaç yüzlere kadar düştü. Bu noktada, devletimiz ve sektör temsilcilerinin acil eylem planı devreye sokmaları ve buna göre hareket etmeleri gerekiyor.” dedi.

MÜSİAD Yeni Turizm Kaynakları Geliştirme Komitesi olarak salgının başladığı ilk zamanlardan itibaren yereldeki ve globaldeki turizm işletmeleriyle temasa geçtiklerini dile getiren Özeken, temsilcilerden elde ettikleri çıktılarla yeni yol haritası belirlediklerini söyledi.

Turizmcilerin hali hazırda aldıkları tedbir ve çalışmalarla ilgili konuşan Özeken şu konulara dikkat çekti:

“- Tüm oteller bütün odalarını, lobi ve ortak alanlarını profesyonel temizlik firmalarına dezenfekte ettirmektedirler,

 -Sezon öncesi yapılması gereken teknik bakım ve onarımlar yapılmaktadır,

-Tüm çalışanlara şu anda uzaktan ve işbaşı yapıldığında da yakından olmak üzere profesyonel ekiplerce hijyen eğitimi ve sertifika verilmektedir,

-Otellerdeki tüm misafir ve personel alanları, sosyal mesafeye göre tekrar düzenlenmektedir,

-Misafirlerin kullandıkları havuz, ıslak alan, plaj, sauna, fitness gibi bölgeler, hijyen ve izolasyon şartlarına göre tekrar düzenlenmektedir,

-Koronavirüs ile birlikte havaalanlarına yerleştirilen termal kameralardan, büyük ölçekli otellere de kurulması öngörülmektedir,

- Hijyen teknolojilerini sunan firmalarla otel işletmeleri özel anlaşmalar yapmakta ve hijyenik temizlikleri periyodik olarak sertifikalara bağlamaktadırlar,

-Belirli bir süre zihinlerimizde kalacak olan Koronavirüsün sosyo-psikolojik etkisini azaltmak için, otel işletmeleri, personele özel eğitimler ve psikolojik danışmanlıklar planlanmaktadır.”

İç Turizm Teşvik Edilmeli

Koronavirüsle mücadelede alınan bu tedbirlerin yeterli olmadığına değinen Özeken, bu noktada devletimizin de birtakım düzenlemeler getirmesinin elzem olduğunu vurguladı. Özeken, “Devletimiz inisiyatifi işletmelere bırakmadan ¨Turizmde Pandemi Eylem Planı¨ oluşturmalı, yerli ya da yabancı bir turistin evinden çıkıp tekrar evine dönene kadarki tüm seyahat ve konaklama süreci; sağlık, hijyen ve güvenlik açılarından yeniden ele alınmalı, süreçlerin tamamı için yeni kriterler oluşturulmalı ve hazırlanacak bu standartlara göre de belgelendirme işlemleri yapılmalıdır. Havaalanlarından ya da sınır kapılarından itibaren başlatılacak bu uygulamalar başta konaklama tesisleri ve transfer araçları olmak üzere tüm turizm bileşenlerine zorunlu hale getirilmelidir. Akabinde bu çalışmalar, ülkemiz turizminin yeni döneme hazır olduğu noktasında uluslararası tanıtım çalışmalarında kullanılmalıdır. MÜSİAD olarak bizler de Bakanlığımıza katkı sağlamak amacıyla bu hususta çalışmalar yürütmekteyiz. 

Koronavirüsün etkisini kaybetmeye başlamasıyla birlikte, iç turizmin hareketlenmesi için devletimiz yeni bir planlama ile tüm çalışanlara (kamu, özel) izin konusunda esnek ve destek olmalı. Devletimiz, yurtiçi turizmini canlandıracak teşvik ve destekler açıklamalıdır. Yine bu süreçte büyük fedakarlıklar yapan tüm sağlık çalışanlarımız için devlet destekli özel kampanya ya da promosyonlar yapılmalı, sağlık çalışanlarının aileleriyle birlikte çok uygun şartlarda tatil yapmaları sağlanmalıdır.  

Online Kanalların Altyapısı Güçlendirilmeli

Yapılması gerekenlerin bunlarla da sınırlı olmadığını vurgulayan Özeken, “Devletimiz, sene sonuna kadar müze açılış -kapanış saatlerini yeniden düzenlemeli. Örneğin yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de müze biletleri randevulu sistem ile kişiye özel belirlenen saatlerde satılmalı ve bu sayede oluşabilecek kalabalığın önüne geçilmelidir. Bu uygulamanın hızlıca hayata geçirilmesine ek olarak sene sonuna kadar müze, ören yeri vb. yerlerde iç turizme yönelik indirimler yapılmalıdır. Her şey dahil sistemi, açık büfe konseptleri, havuz ve plaj kullanımları gibi önemli konular devlet tarafından tekrar düzenlenmeli, kesinlikle işletmelerin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Tüm konaklama tesisleri ve transfer araçları için sağlık, hijyen ve güvenlik kriterleri yeniden belirlenmeli, standartlara uyan işletmeler sertifikalandırılmalıdır. Günümüzde, turizm hizmeti almak isteyen iç ve dış turistler, acentelere direk gitmek yerine, turizm hizmeti alımlarını online kanallar üzerinden gerçekleştirmektedir. Bu nedenle gerek özel sektör temsilcilerinin gerekse devletimizin bu konudaki altyapılara daha fazla ehemmiyet vermeleri gerektiğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

2021 Yılının Tanıtım Çalışmalarına Şimdiden Başlamamız Gerekiyor

Turizm sektöründeki iyileşmenin yalnızca ulusal mücadele ile sağlanamayacağını vurgulayan Özeken, etkin bir küresel mücadelenin şart olduğuna dikkat çekti. Bu seneyi kayıp yıl olarak değerlendirmenin daha anlamlı olacağını belirten Özeken, “Turizmde bizim önümüzde olan ülkelerin aksine ülkemizin turizm gelirleri daha ziyade dış turizmden sağlandığı için ülkemizde turizmin hareket etmeye başlaması noktasında dış dünyaya bağlı durumdayız. Biz ülke olarak bu virüs savaşını kazanmak üzereyiz, ancak yurt dışından turistlerin gelmesi için, onların da sağlıklarına kavuşması gerekiyor. Ülkemiz için bu hareketliliğin iç turizmde haziran sonu olması öngörülüyor. Tüm bu şartlarda, 2020 senesinin turizm hareketliliği en iyi ihtimalle yılın son çeyreğinde sıkışıp kalacağından 2021’in tanıtım ve PR çalışmalarına şimdiden önemle eğilmemiz gerekiyor. Otelcilikte bundan önce sadece yiyecek ve içecek ile mutfak departmanından istenen zorunlu hijyen sertifikaları artık tüm turizm bileşenlerinden istenecek ve devlet de bunu destekleyecektir. Bu özel durumu, ülkemizi tanıtıcı PR çalışmalarımızda da kullanmalıyız.” şeklinde konuştu.

Türkiye Turizm Geliştirme ve Tanıtım Ajansı’nın (TTGA) kurulmasının çok isabetli olduğunu ama bu ajansın bütçesinin sadece özel sektörden oluşturulmasının bu dönemde mümkün gözükmediğini dile getiren Özeken; “Turizm sektörü bugüne kadar doğrudan ya da dolaylı olarak birçok kamu ve özel sektör kuruluşunu ödediği vergi, fon, harç vb ödemelerle destekledi. Bu salgın vesilesi ile yeni yasal düzenleme yapılmalı ve söz konusu kurumların da TTGA’na düzenli fon aktarması sağlanmalıdır. Örneğin verilen vizelerden, karayolları geçişlerinden, yabancı öğrencilerden, uçuşlardan, hac-umre faaliyetlerinden bugüne kadar maddi gelir temin eden kurumlarla odalar, hudut kapıları, Göç İdaresi gibi kuruluşlar da ajansın bütçesine katkı sağlamalıdır.” şeklinde konuştu.

Salgın Sonrası Oluşacak Tatil Anlayışına Göre Planlama Yapılmalı

Koranavirüs salgının psikolojik ve sosyolojik açından birçok alışkanlıklarımızı değiştireceğine değinen Özeken, bu durumun turizm anlayışında da ciddi kırılmalara yol açabileceğini kaydetti. Özeken,” Kitlesel turizm izole turizme; açık büfeler set menülere, büyük oteller butik ve müstakil otellere, villalara ve çadırlara, havuz ve deniz doğa ve yaylalara yerini bırakabilir. Tüm bu değişimleri göz önünde bulundurarak hazırlıklarımızı yapmamız gerekiyor.

2020 yılında tamamen kayıp olacak olan kongre turizmi için, 2021’in ikinci yarısına hazırlıklarımızı bir an önce yapmamız ve tanıtım çalışmalarımızı da buna göre planlamamız gerekiyor. Kurvaziyer turizminde olacağı gibi etkiye tepki alamayacağımız bazı turizm kollarını da -üzülerek- kısmi olarak göz ardı etmemiz ya da köklü biçimde değişikliklerle ilerlememiz gerekecektir.  Bununla birlikte 2021 yılını fırsat bilip ülkemizde yapılabilirliği çok müsait olan dalış, karavan, köy, çadır, doğa, macera, kış vb turizm kolları devlet tarafından daha fazla desteklenmelidir.” ifadelerini kullandı.

Koranavirüs salgınının toplu taşıma anlayışında da ciddi değişikliklere yol açacağını kaydeden Özeken, “Ülkemize gelecek olan turistler artık taksilere binmek yerine hava alanında kendi kiraladıkları araçları kullanmak ve tüm toplu taşımalardan uzak kalmak isteyeceklerdir. Bununla birlikte taksilerimize yeni şartlar getirilmeli, yurt dışındaki bazı ülkelerde olduğu gibi şoför mahalli ile yolcu bölümü izole edilerek özel kabinlerle ayrı kurgulanmalı.” dedi.

MÜSİAD Yeni Turizm Kaynakları Geliştirme Komitesi Başkanı Muhammet Ali Özeken sözlerini: “Turizm, hadiselerden çok hızlı etkilenen bir sektör olmasının yanı sıra aynı zamanda çok dinamik bir sektör. Sektörümüz bugüne kadar -bu şiddette olmasa da- müteaddit defalar çeşitli badireler atlattı ama her seferinde kendini toparlayıp yeniden rekorlar kırmayı başardı. Bakanlığımız ve özel sektörümüzle birlikte çalışarak bu sıkıntılı günleri de atlatacağımıza ve 2023 için belirlediğimiz 75 milyon turist, 65 milyar dolar gelir hedefine ulaşacağımıza inancımız tam. Hatta böyle dönemler doğru stratejiler ile ülkemizi rakiplerimizin önüne taşımak için bir fırsat da olabilir.” şeklinde tamamladı.

  Bu haber 26050 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER STK-Vakıf-Oda-Birlik HABERLERİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Yukarı